25 Eylül 2016 Pazar

angel olsen'den yeni albüm: my woman


angel olsen'ın bu ay içerisinde çıkan üçüncü albümü my woman, şimdiden bu yılın en sevdiğim albümleri arasına girdi bile. bu benim için oldukça şaşırtıcı oldu; çünkü daha önceden angel olsen'a karşı en ufak bir ilgim yoktu. ilk iki albümünü dinlemiştim ancak müziğine karşı bir ilgim gelişmemişti. iyi ya da kötü bir şeyler hissetmemiştim ve albümleri sadece birkaç kez dinleyip rafa kaldırmıştım. dolayısıyla bu ay my woman internet mecralarında göründükçe bende özel bir merak uyanmadı. iyi yorumlar yapıldığını görünce bir kere dinleyeyim madem dedim. sanırım hiçbir beklentim olmadığından ötürü albüm beni daha ilk şarkıdan içine çekti. my woman enerjisi yüksek ve eski zamanların nostaljisine göz kırpan bir albüm. synthesizer ile bezeli intern şarkısını daha ilk saniyelerinden sevdim ve albüme kulak kabarttım. sonrasında gelen şarkılar ve özellikle shut up kiss me gibi akılda kalıcı bir şarkıdan sonra ise daha tamamını dinlemeden albüme ısınmıştım.

angel olsen, bu albümde deneysel çalışmış. hep mi böyleydi, bilmiyorum. daha önceki albümleriyle karşılaştıracak düzeyde bilgim yok ancak kendi röportajlarında söylediği üzere bu albümde farklı türler denediğini söylüyor. şarkıların her birinin turne sırasında, farklı şehirlerde yazıldığından bahsediyor. grup arkadaşlarıyla aile gibi olduklarını, konser için gittikleri bazı şehirlerde fazladan birkaç gün geçirdiklerini ve bu sürenin onları daha da yakınlaştırdığını anlatıyor. ilişkilerine iyi geldiğini düşündüğü şehirlerin ismini sayarken istanbul'u da bunların arasına dahil ediyor. son derece rahat bir ruh halinde geçirdiği bir dönem sonunda elinde biriken şarkıları görünce bunlardan bir albüm yapabileceğini görmüş. şarkılarındaki kadının bizzat kendisi olmadığını, sahne için yarattığı bir karakter olduğunu söylüyor. benim bu albümü bu denli sevmemin nedeni de işte o karakter. aşık, aşık olduğunu göğsünü gere gere haykıran, kendinden emin ve cüretkâr bu kadına bayıldım. şarkılardaki kadın son derece tutkulu ve ben uzun süredir böyle tutkuyla aşık kadın şarkıları dinlememiştim. sevdiğim kadınlardan (kate bush, pj harvey, björk) böyle albümler dinlemişliğim var ama hepsi şimdi kendilerinden öyle albümler beklemeyeceğimiz şekilde artık bu konuların dışındalar. aşık kadın personası yaratıp, duygularını cesurca ifade eden ve bunu yapması üzerinde sakil durmayan kadınları seviyorum. hayatta tutunabilecek pek az şey var ve birine duyulan güçlü hisler de bunun başında geliyor. angel olsen my woman albümünde aşkını oldukça çıplak ve net bir şekilde bağırıyor. kelimenin tam anlamıyla bağırıyor. aşık olmak istiyorum diyor. sus ve beni öp diyor. bir kadın ne isterse o da onu istiyor. 

günü kurtarmaya odaklandığım bir ülkede beni mutlu eden şeyler sınırlı. aslında sınırlı demeyeyim, en ufak şeyden mutluluk çıkarmaya meyilli bir mizacım var ancak bunu yapamayacak noktaya geldim gibi hissediyorum. müziğe eskisinden daha da çok bel bağladım. on sene önceki benden daha çok mesela. müzik olmasa, kitaplar ve filmler olmasa nasıl yaşarım bilmiyorum. böyle bir dönemde duyduğum her güzel sesin, beni mutlu eden her albümün başımın üstünde yeri var. böyle güzellemeler yaparken abartıyor muyum acaba dediğim oluyor ancak hepsi hissettiğim şeyler. müzik dinlerken hissettiğim güçlü hisler bazen içimde patlayacak gibi oluyor. angel olsen'ın bu albümü bana pj harvey'in bring you my love albümünü hatırlattı. müzikal benzerliğinden ötürü değil, çizdiği kadın personası olarak. nasıl gördüğüm her gri şehri ankara'ya benzetiyorsam, gördüğüm her aşkını bağıran tek tabanca kadını da pj harvey'e benzetiyorum. ah şu benzetmeler üstüne kurulu zihnimiz sağolsun, bize bu oyunları oynuyor. lafı çok dolandırdım ama diyeceğim şu ki sevgisinin yoğunluğunda boğulan ve çıldıran her kadın bize tanıdıktır. sana selamlar olsun angel olsen.

albümde şimdilik en sevdiğim şarkı olan shut up kiss me'nin canlı performans videosunu aşağıda paylaşıyorum.

Hiç yorum yok: