20 Şubat 2010 Cumartesi

hava yetmiyor

bütün kelimelerin anlamsızlaşması ne kadar eskiye dayanıyor diye kendime sordum. yazma eyleminin anlamsızlaşması, bir şeyi yazmak istememle bunun anında kaybolması sanki evvelden beri içimdeymiş gibi geliyor. artık yazınca rahatlamıyorum, şu an ise hissettiklerimi ifade edemiyorum. "sıkı can"ın hakkını verecek kadar sıkılıyorum. camı açıp hava almak istiyorum ama hava yeterince temiz değil gibi geliyor. ciğerlerim yeterince geniş değilmiş ve bu yüzden yeterli miktarda havayı içime dolduramıyormuşum gibi geliyor. daha derin nefesler alıyorum ama sıkıntım geçmiyor. bütün filmler, bütün kitaplar, bütün müzikler sıkıcı. bütün sokaklar ve evler de. hatta bütün iyi dostlar bile. ama yine de mutlu şeyler yazmak istiyorum. bir filmim olsaydı sonu güzel bitsin isterdim. bir şarkım olsaydı dinleyene havai fişekler patlatsın isterdim (bir şarkı da bana havai fişekler patlatsa ya). bir romanım olsa, her bir cümlesinde okuyana umut aşılasın isterdim. ama hiçbirine sahip değilim, hiçbiri yok. o yüzden ben nasıl mutlu hisettirebilirim ki birini? biri bana iyilik yapsın, ben de ona kat kat karşılığını vereyim. ona güzel pastalar yedireyim, sonra onun anlattıklarını uzun uzun dinleyeyim. belki çiçek neyim yetiştirmeliyim. belki o zaman bir şeyi sabırla, uzun vadede emek ederek büyütmeyi öğrenirim.

2 yorum:

raisinsec dedi ki...

mutlu bir şarkı olarak atfedilebilir mi bilmiyorum ama havai fişek patlatan bir şarkı biliyorum : Sigur Ros - Staralfur...

kukuletalı dedi ki...

o şarkının varlığını unutmuşum, haklısın öyle bir şarkı vardı değil mi. içinde havai fişekler olan her şarkı mutlu bir şarkı olur sanki diye düşünüyorum.