tracy chapman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tracy chapman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Temmuz 2010 Pazartesi

bir kaçış hikayesi- bölüm 1: fast car

fast car

on üç-on dört yaşlarındayken amcam bana tracy chapman'ın kasetini vermişti. seksenlerin sonlarından kalma bir kaset, kahverengi kapaklı. baştan sona bir kere ya dinledim ya dinlemedim, tam hatırlayamıyorum. sonra çıkarıverdim walkman'den. yaşıma göre bayık mı gelmişti, yoksa ağır mı kaçmıştı bilemiyorum. zaten sözlerini de anlamıyordum ya, neyse. tracy chapman'ın varlığından haberdar oldum böylece, hayatımda değişen bir şey olmadı. ilerleyen yıllarda trt2'de pop saati'nde "eskiler" konsepti adı altında yayınlanan tracy chapman videolarına denk geldiğim vakit ben bu kadını biliyorum dedim kendi kendime. hep de aynı videoya denk gelirdim zaten: baby can i hold you. gölgeli, karanlık bir video. isim hafızama bir kayıt daha işte.

birkaç ay öncesine kadar bundan daha fazla bir samimiyetim olmadı tracy chapman'la. sonra ne olduğunu bilmiyorum, tuhaf bir şekilde aklıma düştü bu kadın. öylesine, birdenbire. tek bir somut neden gösteremem, şundan dolayı çağrışım yaptı diyemem. öylesine düşüverdi işte aklıma. o albümü indirdim ve dinledim. fast car'dan ötesine geçemedim, halen de pek geçmiş sayılmam (oh my god! you're so lame!) fast car bir süre boyunca bende, zaman zaman bazı kadınların gün içinde beynimde çalmaya başlayan şarkıları gibi çalmaya başladı. mükemmel bir kaçış fikrine sahipti, gerçek olmayacağı besbelli olan bir kaçış fikri. düşünmesi güzel, kurması umut verici, gerçekleşmesi için gerekli olan tek şey ise cesaret. olmayan cesaret. emekli olunca taşınılacak sahil kasabası gibisinden bir fikir işte. her daim yedekte duracak olan b planı. olmayınca da sevdiğin adamı suçlayacaksın. gerçi haksız da sayılmazsın, birçok hikayede korkak olan erkekler. kim mi genelledi; filmler, romanlar, şarkılar.

kaç tane adam tanıyorsun gönlü geniş? ben pek fazla bilmiyorum. bildiklerimin de kıymetini bilmeye özen gösteriyorum. bu şarkıda gönlü geniş olan kadın, bütün planları yapan kadın, korkusuzca arabaya atlayıp gidelim hadi diyen kadın. gidelim bence de. adam ne yapıyor korkmaktan başka, de bir hele. kadın öyle bir kadın ki tek başına evini geçindiriyor. böyle kadın çok var. babasını çekip çeviren kadın çok. yaşı küçükken yükü büyük olanları ise saymakla bitiremeyiz. amerika'nın zenci mahallesi olabilir orası ama buraya ne kadar yakın olduğunu görmek için alim olmaya gerek yok. buradaki küçük kadınlar geliyor aklıma. sırtında o kadar çok yük var ki nasıl duruyor ayakta? hayalini kurduğu tek şey kaçabilmek. sevdiği adamla gitseler ya bir yere, her şeye sıfırdan başlasalar. kız çalışır, kısa sürede zam bile alır. kendi çatılarının altında yaşar giderler işte. ne diyor, içimde öyle bir his var ki "biri" olabilirim diyor. senin araban öyle hızlı gider ki adeta uçacak gibi olur; yeter ki bura olmasın der. kadının elleri kırışmış, yaşı genç ama yüzündeki çizgiler derin. ilerde çocukları olursa kendi annesinin yaptığı gibi bırakıp gitmez onları. kocasına da bakar, çocuklarına da. bir yandan çalışır. her şeyi yapar o kadın, öyle güçlüdür. bunların hepsi adamın arabasındayken geçer aklından. kanıtlayacak bir şeyi yoktur, adam tamam derse gideceklerdir başka bir yere. hepimiz biliriz ki adam korkup kaçar, gidemezler uzağa. kadın yine alkolik babasına bakmaya devam eder.