
Yıllardır duyarım Pes isimli futbol oyununu. Bir kez olsun merak edip de neymiş acaba bu demişliğim, başına oturmuşluğum yoktu. Hatta oynanırken gördüm mü onu bile hatırlamıyorum. Gerçi şimdi düşündüm de "Hadi gel arkadaşım, seninle iki el pes atalım" diyen biri de çıkmamış karşıma. Pes oynamayı teklif eden oldu da biz mi oynamadık arkadaşım?
Geçtiğimiz hafta halamlara gittim. Bu ziyaretim sırasında halamların başka bir misafiri daha vardı. 14 yaşında bir oğlan. Bir haftalık kasaba tatilim sırasında oyalanacak meşgale bulmanın zorluğundan mütevellit yapacak pek az şey vardı elimde. Bu nedenle kendisiyle bir haftalığına oyun arkadaşı olduk. Şimdi yeri gelmişken bu ufaklığı da anlatmak isterim size. Kendisi sadece tuvalete gitmek için lap top başından kalkan bir zamane çocuğu. Hayatında en son yıllar önce Sims oynayan, onda da anneyle babayı öpüştürüp, çocuğu yaptıktan sonra bilgisayarı kapatan biri olarak, saatlerce oyun oynamak bana tuhaf geliyor tabii. Eleştirmiyorum, sadece aklım almıyor, o kadar. Neyse, hani bir-iki yıl önce bir haber çıkmıştı basında, "On iki saat bilgisayar oynayan çocuk öldü." diye. Yalanmış o haber. Valla bak. Ben geçtiğimiz hafta zarfında gözümle gördüm; bırak on iki saati, on beş-on altı saat oyun oynayan çocuğa bile hiçbir şey olmuyormuş. Neyse, konuyu dağıtmadan devam ediyorum. Bakıyorum, bu çocuk heyecanla bir şeyler oynuyor sürekli. Kendini bir kaptırıyor ki sormayın gitsin. Merak ettim, yahu bu nedir, dedim. Dedi ki Pes. "Aaaa! Pes dedikleri bu muymuş?! Bir bakayım hele nasıl bir şeymiş?" dedim ve kendimi oyuna davet ettirdim. Pes dünyasına giriş o giriş. Üç saate yakın kalkmadım lap topun başından. Ne fena bir şeymiş bu anacım. Hayır, her defasında yenildim ama olsun, yenilen pehlivan güreşe doymazmış. Sayemde Manchester, dandik bir takıma (dandik olduğunu ben değil, 14 yaşındaki çocuk söylüyor. Yoksa ben ne anlarım toptan) 8-1 yenildi. Ama maçı anlatan adam arada beni takdir etmedi desem yalan olur; bir-iki kere "good defense" dedi, gururumu okşadı, gönlümü aldı. İki gün oyalandım Pes'le. Yemek yedikten sonra, "Pes oynayalım mı?" falan demeye başladım. Kendimi azıcık geliştirmişim, ufaklık öyle dedi. Bir de şut atmak için bastığım 1 no’lu tuşa daha güzel basmasını becerebilsem… Kimse tutamaz beni… Tozu dumana katarım… Alemin kralı olurum...
Desem…
De inanma! Tabii ki yalan! Sıkıldım lan ben Pes’ten iki günde! Yok anacım, bu futbol muhabbeti açmıyor beni. Spor kariyerimi başka kulvarlarda geliştirmeyi deneyeceğim. Misal, "Çelik bir tencereye en fazla kaç adet içine-kıyma-doldurulmuş-oyuk-kabak dizebilirim?" gibi.