hayatımdaki bazı insanlar benim daha iyi bir insan olmamı sağlıyorlar. sanki kendimin daha iyi bir versiyonu oluyorum, bir nevi kendimin upgrade edilmiş haline dönüşüyorum. hiç bilmediğim bir yönümü görmemi sağlıyorlar ya da herhangi bir şeyi yapabileceğimi bilmezken, bana yapabileceğimi gösteriyorlar. insanın hayatında böyle kişilerin nadir olduğunu düşünüyorum.
bu konu üzerine daha önce bu denli kafa yormamıştım. son iki üç senede akıl sağlığını koruyabilen bir insan olmuşsam, bunda iki arkadaşımın payı çok büyük. bir sürü inişli çıkışlı dönemden geçip, okul bırakma raddesine gelip, her şeye sıfırdan başladıktan sonra buralara kadar gelmemde bana destek olan p. ve i.'yi tanımasam, şimdiye çoktan kafayı yemiştim. böyle deyince kulağa abartı gibi gelebilir ama kelimenin tam manasıyla kafayı yemiştim. yataktan çıkmadığım, hiçbir şey yemediğim, ardı ardına kilo kaybettiğim, sınava girip boş kağıt verip çıktığım dönemlerden geçtim. ne zamanki p. ve i. ile tanıştım, işte o zaman okuduğum şeyi de sevmeye başladım. akademik ortamlarda uzun bir süre loser olarak gezindikten sonra onları bulmamla başka bir döneme girdim. daha iyi bir öğrenciye, okuduğu şeyi seven ve gerçekten öğrenmek isteyen, işini iyi yapmak için çabalayan birine dönüştüm. bunda bu iki kişinin katkısı büyük oldu. okulun ilk iki yılında üçümüz de birbirimizden habersiz dolandıktan sonra bir şekilde yollarımız kesişti. istediğim hocadan istediğim dersi alamayıp da mecburen başka bir hocanın sınıfına düştüğümde ilk ders bir kızın yanına oturdum, sonra da o kız benim bütün üniversite hayatımın özeti haline geldi. hatta resmen çıkageldi. bir gün, bir şekilde çıkageldi, hayatıma girdi. kantinin bir köşesinde lale müldür okuduğunu görünce gidip masasına oturdum. böyle şeyler yapmam ama başladım, "sen de x hocanın dersini alıyorsun değil mi?" falan diye. ondan sonrası bir sürü bir sürü şey. sonra i. geldi ve ardı ardına gülmeler başladı. dıştan bakıldığınca çok normal görünen bir insan nasıl bu kadar ilginç bir kafaya sahip olabilir, şaştım. geçen gün bize yine her zamanki gibi bir tespitinden bahsetti: "anlamadığım şey, 2012'nin son aylarını yaşıyoruz. her şey gelişiyor ediyor. bilgisayarlarımız masanın üstündeyken küçülüp küçülüp cebimize girdi. uzay çağını yaşayacağız ama hala gücü beygirle ölçüyoruz, onunla kıyaslıyoruz ya ilginç geliyor. hp grafikleri okuyoruz, mesala bizim pompamız 7.5 beygir gücünde çıkıyor. inanamıyorum ya hala beygir! beygir neymiş yae? bence bilmem kaç uzay mekiği gücünde falan demeliyiz." diye bir tespitte bulundu. ben kendisinin bütün tespitlerini bir word belgesinde topluyorum. belli bir süre sonra abstract, results, discussion ve conclusion ekleyip, pdf formatında kendim için basacağım. neyse, demek istediğim kendisinin beni hep güldürdüğü, vay anasını dedirttiği. kendi aramızda birkaç kere konuştuk, aslında üçümüz de bunalımlara girip çıkan insanlarız ama bir araya geldiğimizde çok eğleniyoruz. çok az insanla onlarla güldüğüm kadar gülüyorum. bir başımayken depresif eğilimler gösterebiliyorum ama onlarlayken eğlenceli birine dönüşüyorum. yani onlar öyle diyor. ama aslında ben hiç eğlenceli biri değilim, bunun farkındayım. onlar da kendilerinin sıkıcı olduğunu iddia ediyorlar, üç tane eksiden nasıl artı oluyor bilemiyorum ama oluyor işte. hayatımda kendimi hiç onlarlayken hissettiğim kadar cool hissettiğim olmamıştı. cidden çok saçma fikirler üretiyoruz ama hepsinin aynı zamanda çok da cool olduğunu düşünüyorum.
onları tanımasam da elbet bir şekilde hayatıma devam ederdim. ama yaptığım şeyden bu kadar zevk alır mıydım, bilmiyorum. yaş aldıkça daha az kimseyle bağ kurabildiğimi düşününce, benim için iki dost üniversite için çok bile. yani onlarca yüzlerce insan içinde benim gibi resim yapmayı seven bir insanla karşılaşmam cidden şans. beni yemeğe çağırmak için bana resim yapan bir arkadaşım var, ben daha ne isteyim? böyle bir kafayı nasıl sevmeyim? bir de özenmiş bezenmiş renkli kalemlerle falan çizmiş. bulutların arkasına saklanan güneş bile çizmiş, düşün artık.
vedot milor style : cartlak kebabı denen şeyi yeni keşfettik. ağzına sakatat koymayan bir insan olarak hayatımda ikinci ya da üçüncü kere ciğer yedim. sevdim.
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder