ne zamandan beri kendi kendime telkinde bulunmaya başladığımı bilmiyorum. bazen kafamın içinde biri "bu da böyle olsun madem, ne yapalım" diyor. bazen boşver diyor. hatta kendini bırakmamalısın bile diyor. o sesin sahibini ne zamandan beri dinlemeye başladığımı da bilmiyorum. onu dinlemeye başladığımdan beri ağlamıyorum, mantığımla çelişecek derecede kaderci davranıyorum ve bütün yaptıklarımı sanki bir başkasını izler gibi soğukkanlılıkla değerlendirebiliyorum. işte o yüzden bu da böyle olsun madem diyebiliyorum ya, aksi halde ben nasıl böyle bir cümle kurabilirdim?
son üç aydır en güzel uykularımı alkollü gecelerin ardından aldığımı yakın zamanda fark ettim. sadece bunu değil; en mutlu anlarımı p. ve i.'nin yanında, en verimli çalışmalarımı gece on ikiden sonra, beni en heyecanlandıran anların yolda müzik dinlerken olduğunu da fark ettim. hatta bazen kendi kendime şunu bile soruyorum: okula giderken mi müzik dinliyorum, yoksa müzik dinlerken okula mı gidiyorum? cevap ikincisi. uyurken mi müzik dinliyorum, yoksa müzik dinlerken mi uyuyorum? cevap ikincisi.
***
laura marling'e karşı pek bir şey hissetmiyorum. halbuki teoride nasıl da benim çok seveceğim biri gibi duruyor. hatta kendisine o kadar çok şans verdim ki, sevemediğimi fark ettiğimde hay allah bile dedim. hay allah görüyor musun bak, sevemedim gitti kızı. kendisine karşı kötü bir his de beslemiyorum. ama o kadar nötrüm ki bu kadar olur. bunun istisnası ise tek bir şarkısı, what he wrote. bu şarkıyı seviyorum. peki bu şarkıyı sevince laura'yı da sevmiş sayılıyor muyum?
benim nazarımda başka şarkısına ısınamasam da olur, bu öyle güzel bir şarkı ki bana yeter de artar bile. içinde hera geçiyor, benim de aklıma sappho geliyor. sonra bir de içinde bir cümle geçiyor ki bana bir hissi hatırlatıyor: insan bazen kendini bir kenara atılmış, ücra bir yerde unutulmuş hissediyor.
aşağıdaki video bu şarkının live from abbey road kaydı. izlerken fark ettim, laura marling'in müziğiyle manevi bir bağ kuramamış olabilirim ama kendisinin her daim tercih ettiği bir pantolon, bir tişört, düz taban ayakkabılar ve makyajsız halini beğendiğim kadar beğendiğim pek az şey var.
8 yorum:
bana bir iyilik yapar misin ?
sen iste yeter :)
bana bir cd yapar misin ? muzigini benimle paylasir misin ?
kukuletali buna varım diyor!
çok uzun zamandır kimseye cd yapmamıştım. en sevdiğim şey :)
cok sevindim, cooook :} ne zaman ne zaman ?
ben de çok heyecanladım bak, hatta nasıl başlasam, neleri koysam diye bile düşündüm ^_^
o zaman finallerden önce, en kısa zamanda hazırlayacağım. cd'ni bekle!
coming soon.
sevgilimden ayrıldıktan sonra ilk kez şarkı dinleyebilecek hale geldiğimde, playlist te shuffle açıktı. bütün şarkıları bildiğimden biraz algıda geçicilikten duymuyordum. sonra laura marling'in night terror şarkısı çaldı. aynı anda hem kendimi güçlü hissettim, hemde hüzünlü. yada öyle hissediyordum zaten o da çok cuk oturdu :) garip geldi seninde onun bi şarkısını paylaşman. ondan öyle.
hem güçlü hem hüzünlü hissettim demişsin ya, laura marling'in ağlak bir hüznü olmamasını beğeniyorum. dur madem sen dedin, ben de youtube'dan bir night terror dinleyeyim. ne yaptın can, sabah sabah laura marling'le güne başlayacağım senin yüzünden :)
Yorum Gönder