5 Temmuz 2011 Salı

asıl habere yer kalmadı, üzgünüz

dün cnn türk'te ayşenur arslan'ın medya mahallesi programını izledim. konuğu mehmet yılmaz'la birlikte güncel olayları değerlendirdiler. yıl içinde okul olduğundan sadece birkaç kere programı izlemişliğim vardı. ancak programın birkaç kere uyarı aldığını, cnn türk ve ntv'nin girdiği yeni yandaş görünüme kıyasla daha muhalif bir tutum sergilediğini duymuştum. hatta "yolu yakındır, bu programı da bitirirler" gibi yorumlar okudum. dürüst olmam gerekirse mehmet yılmaz hakkında yorum yapacak bir bilgim yok. hani ne yönde yazan bir yazardır, fikirleri nedir pek bilmiyorum. köşe yazarları konusunda çaylak olduğumu ve daha çok fırın ekmek yemem gerektiğini biliyorum. bu ön bilgileri verdikten sonra bahsetmek istediğim konuya gelebilirim.

ayşenur arslan, bu yıl madımak katliamını anma amacıyla oraya giden insanların başına neler geldiğinden bahsetti ve bu olayların gazetelerde ana sayfadan değil de, içeride küçük birer haber olarak yer bulmasını eleştirdi. bu olanları "alternatif medya" olarak değerlendirebileceğimiz internet haberciliği ve benim pek çok konuda bilgilenmemi sağlayan blogger'lar olmasa ben de çok geç öğrenecektim. bu olay ana akım gazetelerin sitelerinde ayşe özyılmazel'in evliliği veyahut hilal cebeci'nin fotoğrafı kadar yer bulmadı. bu yaklaşım madımak katliamının utancını katlayan bir olaydır. oraya anmaya giden insanların üzerine biber gazı sıkıldığını görünce diyecek bir şey bulamadım. başka hiçbir şeye gerek yok, sadece bu bile devletin ve polisin genel algısına dair bize pek çok şey anlatmakta. işte ayşenur arslan bunu eleştirirken, bu haberin iç sayfada küçük bir yer bulmasına dair mehmet yılmaz'a ne düşündüğünü sordu. o da bunun elbette kabul edilemez bir şey olduğunu, ancak basın üzerindeki baskının inkar edilemediğini ve bu yüzden gazeteleri anladığını söyledi. bu konuyu daha fazla konuşmadılar ve başka bir şeye geçtiler. onlar geçti ama bu nokta benim kafama takıldı. ben düne kadar gazetelerin gördükleri baskı karşısında sinmelerini eleştiren bir insandım. cnn türk'e, ntv'ye ya da ana akım gazetelere laflar hazırlayıp, onları güncel tabirle omurgasız olmakla eleştiriyordum. ancak dünden beri fikrimi değiştirdim. iktidar baskısı karşısında sinen medyada suç bulmuyorum artık; çünkü düşününce, gazete ve televizyon kanalı sahipleri sonuçta birer ticaret adamı. bir şey yaparken tüccar kafasıyla hareket ediyorlar ki bu da gayet doğal ve mantıklı. sermaya sahibi birinden başka nasıl hareket etmesi beklenir ki? elbetteki ona kâr getirecek alana yönelecek, tüccar para kaybetmeyi ister mi? bu durumda da sürekli kendisine açılacak davalarla, ödeyeceği tazminatlarla uğraşmak istemez. üstelik pek çok medya patronunun başka alanlarda da iş yaptığı düşünülürse, kendilerinin bu sinme, iktidarla zıt gitmeme yaklaşımları gayet normal. yaptıklarını onaylamıyorum, desteklemiyorum ama tüccar mantığıyla hareket eden bu adamları anlıyorum. şimdiye kadar onları korkak olarak niteliyordum ama artık kendilerince öyle yapmalarının mantıklı olduğunu görüyorum. kızgınlığımı ikiye bölerek ifade etmektense sadece tek bir yöne odaklıyorum: artık sadece medya üzerinde baskı kuran iktidarı eleştiriyorum.

4 yorum:

íí dedi ki...

bu konularda yazdığını görmek hoşuma gidiyor. yazmak, anlamanın en iyi yollarından biri ve insanın bilinçlenmesine yardımcı oluyor. okuyup izleyip algılamak başka, algıladıklarını toparlayıp yansıtmak başka.

kukuletalı dedi ki...

aslında çaylak modunda sayıldığımdan bazen çekiniyorum bu konularda yazmaya. sen böyle deyince şevk geliyor. ne de olsa "pek çok konuda bilgilenmemi sağlayan blogger'lar" derken benim için başta gelenlerden birisin.

íí dedi ki...

çekinme hiç, yazmak insanı düşüncelerini şekle sokmak ve oturtmak için disipline eden bir uğraş. yazdığın şeyin çiğ ya da eksik olduğunu düşünsen bile yaz ki bir dahaki sefer daha olgun ve bütünlüklü bir şey yazabil.

kukuletalı dedi ki...

çat pat da olsa yazınca bir şeyler çıktığını görmek insanı motive ediyor. bir de böyle konularda geribildirim alınca çekingenliğim azalıyor. bir sürü uzun şey yazasım var, yazacağım da :)