17 Temmuz 2011 Pazar

ünal abi

staj yaptığım fabrikada bir ünal abi var. kendisi otuz beş yıllık teknisyen, bulunduğum kısmın da en kıdemli çalışanı. diğer bütün işçiler ona hürmet ediyor ve sevip sayıyor. kısa sürede onu neden bu kadar sevdiklerini anladım; çünkü ben de çok sevdim. sanırım mesleki anlamda görüp, tecrübe ettiğim şeylerin kat kat fazlasını ünal abi'yle yaptığımız sohbetlerden öğrendim. kendisi çok görmüş geçirmiş biri, her konuda söyleyecek bir lafı var. geçen gün bize dedi ki, ankaralı öğrencilerde görüyorum, hepsi okulu bitirelim de iyi bir yere kapağı atalım diye düşünüyorlar. maaşımız her ay yatsın, güvencemiz olsun diyorlar, dedi. ama buraya istanbullu öğrenciler de geliyor sizler gibi, onlara bakıyorum, okul bitsin, üç-beş kişi bir araya gelelim, kendi işimizi kuralım diyorlar dedi. işte böyle olmalısınız çocuklar, biraz girişken olmak lazım diye ekledi. ben direk güldüm, aynı ben dedim. sonra devam ettim, ne yapalım ünal abi, biz aileden öyle görmüşüz dedim. doğru diyorsun kızım dedi, hepiniz memur ailesi çocuklarısınız, siz de haklısınız bir nevi. ama yine de korkak olmayacaksın dedi. ankaralılarda bu var, hele bir de üniversiteyi de ankara'da okumuşsa, iş hayatına girince ankara dışına çıkmaya korkuyorlar dedi. bakın size diyorum, okul biter bitmez doğru istanbul'a gidin, oradaki fabrikalara. ne işiniz var burada dedi.

birkaç gündür bunu düşünüyorum. benim daha önce hiç kendi işimi kurayım diye bir şey geçmedi aklımdan. hiiiç düşünmedim bile. belki çok ilerde param olur, kendi işimi kurarım diye bile düşünmedim. biz tam memur çocuğuyuz ya. çevremdeki arkadaşlarıma baktım, hepsi de tam tamına birer ankara çocuğuydu. daha bir tanesini duymadım ki, ileride sermayem olursa kendi işimi kurayım falan desin. herkes bir yere girsek de yerimiz belli olsa gayretinde.
***
ünal abi'yle bir başka sohbetimiz de artık gençlerin kitap okumaması üzerine oldu. kendisi dedi ki, çocuklar, benden size tavsiye, muhakkak kitap okuyun. öyle sadece ders kitabı okumakla olmaz dedi. doğru diyorsun ünal abi dedik. bakın, ben elli yaşından sonra roman okumaya başladım. öyle pişmanım ki. biz gençken dostoyevski okutmazlardı, bize demişlerdi ki dedi, onlar rus yazarları, hepsi komünist, okumayın. elli yaşından sonra dostoyevski okumaya başladım ve kendi kendime düşündüm ki eğer yirmi yaşındayken bunları okusaydım, hayatım bambaşka olabilirmiş. o yüzden mutlaka kitap okuyun, klasiklerin hepsini okuyun bir kere dedi.
***
bu yaz aylarının bana en büyük katkısı ünal abi gibi birini tanımam oldu. işin ilginç yanı, onun haricinde fabrikada çalışan her abiden öğrenecek bir ton şeyimiz varmış, mesleki şeyler hikaye.

Hiç yorum yok: