12 Aralık 2008 Cuma

bulutları fotoğraflayan muhabir


aklıma saçma bir şey geldi şimdi. insan nasıl balık tutmak için saatlerce bekliyorsa, bulutları fotoğraflamak için de saatlerce bekleyebilir. yani o kadar vaktin varsa beklersin. güzel bir iş çünkü. tam bu noktada ne kadar lüzumsuz da olsa şu sonucu çıkartmak istiyorum: "bulutları fotoğraflamak, balık tutmak gibidir"

zamanın daha yavaş aktığı hayali bir dünyada ben bulutları fotoğraflıyorum. oradaki işim bu. gece gündüz onları izliyorum. rahatsız olmuyorlar benden çünkü beni tanıyorlar. çevremdeki insanlardan daha çok tanıyorlar belki de. üstelik onları incitmeyeceğimi de biliyorlar. kırmam asla hiçbirini.

aslında fotoğrafları çok sevdiğim söylenemez. yani çok sevmeyi istemem işin doğrusu. görüntüleri zihnime kazırım daha çok. gözümü kapatıp, güzel anları karanlıkta canlandırmaya çalışırım genelde. bazen görmek istediğim şeyi göremem, zorlarım o zaman kendimi. kimi denemem başarıyla sonuçlansa da hüsrana uğradığım anlar da olur haliyle. o zaman tek bir noktadan bütüne gitmeye çalışırım. bu iyi bir yöntemdir, tavsiye ederim. fakat net hatırladığım bir noktadan, resmin bütününe ulaşmaya çalışmak bazen sıkıntı verici bir eyleme dönüşür; bu esnada kendime kızarım. çünkü derim, “demek ki zihnine tam manasıyla aktaramamışsın.” o yüzden sonradan hatırlamak isteyeceğimi düşündüğüm görüntüleri, karşıma çıktıkları an dikkatlice fotoğraflarım. başarıyla yapabildiklerimi sonradan defalarca gözümün önüne getirebildiğim olmuştur. hoşuma gidiyor böyle anlar, yapabildiğimi görmem beni memnun ediyor. gittikçe kendimi geliştiriyorum bu hayali fotoğrafçılık alanında. kendime güzel anlardan meydana gelmiş bir fotoğraf albümü yaratıyorum böylelikle. sadece benim bildiğim, benim sevdiğim görüntülerden ibaret.

bulutlar diyordum, salakça bir mutluluk veriyor bana. bugün akşamüstü mutfak penceresinden bu resmi çekerken bir ses duydum. dedi ki bana: "sana da bir esinti geliyor mu? okyanus esintisi gibi bir şey?" . "hayrola?! iyi misin sen?” dedim; "kafan güzel herhalde" . "böyle bir ferahlık, ne bileyim her zamankinden farklı bir güzellik var işte" dedi bana. "bu bozkırın ortasında mı duydun okyanus esintisini, ilahi! sanırım seni yere indirmem gerek." dedim ona.

Hiç yorum yok: