2010 yılında şimdinin cumhurbaşkanı, o zamanın başbakanı erdoğan odtü'de bulunan tübitak uzay enstitüsüne gelmişti. o günü çok net hatırlıyorum. hani öğrencilerin çelik kuvvet önünde uzun eşek oynadığı gün. benim hayatımda kendi gözümle ilk kez gördüğüm, devletin öğrencilere yönelik faşist saldırısı buydu. ondan önce hep duymuştum, şahit olmamıştım. o gün annemden dinlediğim 70'li 80'li yıllara ait bir gün gibiydi. hani kampüste olaylar olurdu diye anlattıkları günlerden. her yer biber gazı olmuştu. onlarca arkadaşımız tutuklanmıştı. hiç unutmam, felsefe bölümünden seçmeli ders alıyordum. derse gittim. hoca geldi ve dedi ki; "çocuklar bu dersi iptal ediyorum. ben rektörlüğün önündeki eyleme gidiyorum. öğrencilerim tutuklanırken burada ders yapamam. sizi bilmem, bir şey diyemem ama ben gidiyorum" demişti. bu lafın ardından sınıfı terk eden hocamızın arkasından biz de montları giyip gitmiştik. sloganlar, basın açıklaması, nöbetler derken serbest bırakılan arkadaşların ardından eylemler kesilmemişti. şimdi geriye dönüp baktığımda o gün yaşananların bugünün yanında çok yumuşak kaldığını görüyorum. nereden nereye gelmişiz. bugün o eylemlerin benzerine 2016 türkiyesinde rastlamak mümkün değil.
ders aldığım felsefe hocası bize platon'un devlet kitabını aldırtmıştı. bir bölümü okumuştuk sadece. ben gerisini de okumaya çalışmıştım ancak okuyamamıştım. bana ağır gelmişti. en son ankara'ya gidişimde kitabı yanıma aldım. belki şimdi anlayabilirim diye. biraz okudum ama bu sefer de olmadı. okunacak romanlar dururken böyle bir kitap bana ağır geldi, zihnimi yordu. sanırım hiçbir zaman okuyamayacağım. ama bölüm bölüm sayfaları karıştırırken bir kısma rastgeldim. şu on dört yılın yaşattıklarından sonra demokrasiye dair soru işaretlerim oluştu. demokrasinin iyi bir şey olduğunu düşünmüyorum. böyle diyerek bir kısım insanları küçümsediğim düşünülmesin. bu işin kıstası ne olmalı bilmiyorum. mesela platon demiş ki devleti yönetecek insanlar her türlü dikkat dağıtıcı şeyden uzak olmalı, geçim sıkıntısı çekmeyen kimseler olmalı, hayat gailesi ile uğraşan kimseler olmamalı ki tüm dikkatlerini ve enerjilerini devlete verebilsinler. neden olmasın diye düşünüyorum. bu konuda altyapım yok, söz söyleyebilecek bilgim de yok. ancak tek diyebildiğim demokrasi sandığım kadar iyi bir şey değilmiş. platon bunu şöyle anlatmış:
''demokrasinin esas prensibi, halkın egemenliğidir. ama milletin kendini yönetecekleri iyi seçebilmesi için, yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttır. eğer bu sağlanamazsa demokrasi, otokrasiye geçebilir. halk övülmeyi sever. onun için, güzel sözlü demagoglar, kötü de olsalar, başa geçebilirler. oy toplamasını bilen herkesin, devleti idare edebileceği zannedilir.
demokrasi, bir eğitim işidir. eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur. devam edilirse demagoglar türer. demagoglardan da diktatörler çıkar.''
amerikan seçimlerinden sonra new yorker'da çıkan bir demokrasi eleştirisi the case against democracy şurada. halkın refahı için kararı kim vermeli, bunu sorgulayan güzel bir yazı. politika felsefesi üzerinde uzman profesör david estlund'dan ilginç alıntılar yapan yazıda, estlund'un democratic authority: a philosophical framework kitabından bahsediyor. estlund'a göre demokrasilerde eşitlik kavramı tek başına yeterli değil. o zaman neden yazı tura atmıyoruz ki diye soruyor. bu bana da çok mantıklı geldi. biz de bu ülkede seçimlerde yazı tura atsak, belki o zaman benim de temsil edilebileceğim bir meclis olurdu. en azından olasılık bazında olurdu. şimdi teoride bile yok. önümüzdeki 10-15 yılda da olacak gibi görünmüyor.
2 yorum:
ben son zamanlarda kendime 'demokrasi magduru' demeye basladim. sanki tum dunya ve bu sacma demokrasi anlayisi bana dusman. nereye gidersem gideyim pesimi birakmayacak.
su videoyu da tavsiye ederim izlemediysen eger; sokrates ne dediyse dogru demis, demokrasiyle ilgili fikirlerim tam olarak bu sekil.
https://www.youtube.com/watch?v=fLJBzhcSWTk
hepsinden önce senden sen duymak beni ne kadar mutlu etti bilemezsin! demokrasiye bile kızamadım, öyle diyeyim sen anla :) umarım iyisindir. iyi olmanı en içten dileklerimle isterim.
videoyu az önce izledim. oy vermenin bir beceri olduğu konusunda haklı. böyle deyince elitist olarak eleştirilebilir ama bunun elitizm ile alakası olmadığını çok güzel anlatmış.
Yorum Gönder