24 Temmuz 2015 Cuma

suruç

çok içim sıkıldı ve biraz yürüyeyim dedim. amacım sahile gitmekti ancak yolun yarısından geri döndüm. sokaklar bana güvenli gelmedi ve tedirginlik içinde eve koşmak istedim. eve dönüş yolunda gözüme bir trafik tabelası ilişti. "okul var, 20 ile gidiniz" tabelaları var ya hani, işte ondan. okul dedim. okuldan okullu çocuklara, oradan öğrencilere geçtim. oradan da suruç'taki güzel çocuklara gitti aklım. belki en büyüğü benim yaşımda, çoğu benden küçük, öğrenci ve tek amacı insanlara yardım etmek olan bir sürü çocuk. daha çok gençler ve bugün hepsi toprağın altındalar. bu gençler, birilerine orada işleri neymiş? dedirtecek kadar çoğu kişinin bulunamayacağı bir özveri ve insanlık çabası içindeler. benden küçük bu çocukları gördükçe ben insanlığımdan utanıyorum. bu insan sevgisini, dişinden tırnağından arttırdığını hiç tanımadığı insanlara ulaştırma gayretini gördükçe kendi hayatımın değerini sorguluyorum. sırt çantalarıyla gitmişler suruç'a. onlardan geriye kalan çantalarının toplu fotoğrafı vardı bugün gazetede. altındaki yazıyı okuyamadım, anında sayfayı kapattım. neşeli, güler yüzlü, pırıl pırıl çocuklar... artık yoklar ve öldürenin devlet olduğundan şüphe duymuyorum. dünün ışid'i bugün olmuş deaş, id ya da daiş. devletle kol kola. dalga mı geçiyorsunuz siz bizle diye bağırmak istiyorum. bilmediğimiz savaşların, anlamsız kavgaların içine sürükleniyoruz. birinin başına bir iş gelse ilk şüphe duyduğum devlet. korkuyorum ama korktuğumdan daha fazla tiksiniyorum. her gün biraz daha kan kokan bu ülkede bu kadar acıyla nasıl başa çıkılır hiçbir fikrim yok. şakalar, komiklikler yapmak gelmiyor içimden. iki sayfa bir şey okumak, bir şey dinlemek dahi istemiyorum. o çocuklar benim arkadaşlarıma çok benziyor. bana, okuldayken birlikte yemek yediğim, çay içip sohbet ettiğim insanlara benziyorlar. otobüste çektikleri fotoğraf gözümün önünden gitmiyor. hayat nasıl devam ediyor bilmiyorum. bu çocukların aileleri bundan sonra yaşayabilir mi? 

o günde takılı kalan çok insan var. yarın bir şey olmamış gibi işe gitmeyelim. bir şey olmamış gibi otobüse binip, durakta inip, sokaklarda yürümeyelim. bir kere de hayat akmasın. böyle şeylere alışmayalım. asıl devrim o zaman olur. kalbimizin ortasında adeta bir holocaust anıtı var.   

Hiç yorum yok: