bazı şeyler istediğim gibi olmadı. başta üzüldüm ama şimdi olması gerekenin, mevcut koşullar içinde yapabileceğim en iyi şeyi yapmak olduğunu görüyorum. bazen insanın hiç beklemediği bir anda, daha önce aklının ucundan dahi geçmeyen şeyler önüne gelebiliyor. benim bunları görmem lazım. daha önceden görmeyi reddettiğim zamanlar oldu ama şu anda yapabileceğim daha iyi bir şey yok. hayatımı kurduğum şeyler daha önceden planladığım şeyler değildi; fakat bir şekilde bu oldu işte. bunun getirisi olan pek çok şeyi sevmezken, pek çok şeyi de sevdim. hayatımın girdiği yolu ben seçmedim, bana öylesi denk geldi. kafasındaki şeyi bire bir olarak gerçekleştiren insanlardan olmak güzel, onlara özendiğim bir zaman dilimi olmadı değil. ancak şu anda benim başıma gelenlerin daha heyecanlı olduğunu düşünüyorum. belki de kendimi telkin etmek için başvurduğum bir yöntemdir, bilemiyorum. lise sonrası için şurayı istiyorum deyip de girdiğim bir yer olmadı. bocalama evresinden sonra şu alanı istiyorum deyip de istediğim alana yönelemedim; çünkü hep şartlardan birini/birkaçını sağlayamadım. ilgi duyduğum dersleri alamadım da ölsem almam dediğim dersleri aldım. ama sonuçta o derslerden çok sevdiklerim de oldu. önüme ilerlemek istediğim alanlar açıldı. bazısını sevdim, bazısını gördükten sonra koşarak kaçtım. sonuç olarak geldiğim noktada istediğim birkaç bir şey var ama yine olmadı. önce biraz üzüldüm ama şimdi karşıma ne çıkacak acaba diye merakla beklemeye koyuldum. bazı şeylerin sadece filmlerde olduğunu düşünürken, bizzat başıma geldiğini görünce hiçbir şeyin sadece filmlere özgü olmadığına ikna oldum. biriyle sokakta tanışıp da bütün bir hayatını paylaşmanın sadece filmlerde olduğunu sanırken, aslında öyle olmadığını gördüm. savaşların ilişkileri bitirmesi hikayelerinin yalnızca romanlara konu olsun diye seçilen şeyler olduğunu düşünürken, gerçek hayatta da romanlardaki gibi olduğuna tanık oldum. keskin bir gerçekçilikle baktığım dünyaya, artık her şeyin olası olduğunu bilerek bakıyorum. bu anlayışım için "inanmak" fiilini kullanmıyorum; çünkü biliyorum. kimi zaman yaptığım şeylerden kişisel tatmin duyamıyorum ve bunu da asıl yapmak istediğim şeyin başka bir şey olmasına bağlıyorum. düşününce yanlış değil ancak kendi kendime şunu soruyorum, buraya kadar beni getiren kişisel isteklerim miydi. olmadığını görüyorum ve neden bir sonraki adımda şu anda yaptığım şeyden edindiğim tecrübeyi kullanmayayım diyorum. bazen sevmediğin şeyleri yaparak aslında sevdiğin şeyi buluyorsun. birilerinin değil ama bazı şeylerin, bazı kavramların beni yolumdan alıkoyduğunu düşündüğüm anlar var. insana en büyük kötülüğü kendisinin yaptığı doğru; beni en çok ben yıpratıyorum.
hırslardan tamamen arınmış haldeyim. eğer bu durum temizlik kavramını karşılayan bir şey olsaydı, banyodan yeni çıkmış gibiyim diyebilirdim. uzun vadeli kalkınma planımda sadece mutlu olmak var. ne yaparak bunu yakalayabileceğimi bilmiyorum. bir şeyin peşinden tutkuyla giden insanları takdir ediyorum. keşke benim de herhangi bir şeye karşı delicesine bir tutkum olsaydı. çok istediğim ve bunun için çabaladığım birkaç bir şey var ama bunları tutku olarak niteleyebileceğimi düşünmüyorum. geçen haftalarda bir gün kendimi çok değişik alanlarda, çok değişik şeyler araştırırken buldum. keşke sabancı gibi bir babam olsaydı diye düşündüm. istediğim bir şey üzerine, kişisel tatmini yakalama doğrultusunda, piyasa karşılığı olup-olmaması umrumda bile olmayan bir şeye yönelebilirdim. ama şimdi öyle mi? devletin lütufta bulunup, bana öğrencilik dönemim boyunca verdiği krediyi ödemem gerek. çalışmam, borcumu ödemem ve türk sanayisine hizmet etmem gerek.
o gün araştırırken bulduğum şeylerin gerçekçiliğini kenara bıraktım, sadece araştırdım. hayatım ne olur diye tartmadan yaptım bunu. hayatımı en temelden, kendi elimle inşa ediyorumuşum gibi hissettim. bence risk almak gerek. genç olmak biraz da bu değil mi? çünkü genç olduğum sadece lo-fi müzik dinlerken kafama dank ettiğinde kahroluyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder