
gökyüzü griden maviye dönerken güzel bir şarkı çalıyor kulağında. sahile vurup da geri çekilen dalgaların açtığı oyuklar gibi olan boşluklarından biraz rüzgar, biraz da güneş giriyor içeri.
-ne düşünüyorsun?
-neden bu kadar düşündüğümü düşünüyorum.
kocaman bir cadde var önünde. kimi zaman bir canavar gibi kimi zamansa bin-yıllık-uykusuna- yatmış-uyuyan-güzel gibi olan koca bir dünya var önünde.
-ne aptal bir masal bu.
-daha iyisini biliyorsan anlat o zaman.
mavi rengi arıyorsun. bazı kızlar mutlu olunca etraf maviye boyanıyor çünkü. mavi gökyüzü, mavi deniz, mavi ağaç. bulutlardan hipopotam yapabildiğimiz bir günde sen çöpten bir adam çiziyorsun.
-çizecek daha iyi bir şey bulamadın mı?
-bunu çizmek istedim.
balonla gezmek istersin. keşke şehrin orta yerine bir balon inse dersin. o balonla bir yılbaşı gününe gitmek istersin. amerikan filmlerinde gece misafirliğe noel baba’yı bekleyen saf çocuklara gülersin ama içten içe sen de bir şeylere safça inanmak istersin. inanınca etraf mavi olur, gerçeği görünce ise gökyüzü griye döner bilirsin. gökyüzünü seyretmeyi öyle seversin ki sırf griden maviye döndü diye birini sevebilirsin.
-iki biletim var, tren bileti. gelir misin?
-gelirim.
-nereye olduğunu sormayacak mısın?
-sen güzel yer seçersin.
-ne düşünüyorsun?
-neden bu kadar düşündüğümü düşünüyorum.
kocaman bir cadde var önünde. kimi zaman bir canavar gibi kimi zamansa bin-yıllık-uykusuna- yatmış-uyuyan-güzel gibi olan koca bir dünya var önünde.
-ne aptal bir masal bu.
-daha iyisini biliyorsan anlat o zaman.
mavi rengi arıyorsun. bazı kızlar mutlu olunca etraf maviye boyanıyor çünkü. mavi gökyüzü, mavi deniz, mavi ağaç. bulutlardan hipopotam yapabildiğimiz bir günde sen çöpten bir adam çiziyorsun.
-çizecek daha iyi bir şey bulamadın mı?
-bunu çizmek istedim.
balonla gezmek istersin. keşke şehrin orta yerine bir balon inse dersin. o balonla bir yılbaşı gününe gitmek istersin. amerikan filmlerinde gece misafirliğe noel baba’yı bekleyen saf çocuklara gülersin ama içten içe sen de bir şeylere safça inanmak istersin. inanınca etraf mavi olur, gerçeği görünce ise gökyüzü griye döner bilirsin. gökyüzünü seyretmeyi öyle seversin ki sırf griden maviye döndü diye birini sevebilirsin.
-iki biletim var, tren bileti. gelir misin?
-gelirim.
-nereye olduğunu sormayacak mısın?
-sen güzel yer seçersin.
mutluluktan ağlamak kadar garip bir şeydir mutluluktan ölmek; fakat sırf gökyüzü griden maviye döndü diye bir caddenin orta yerinde öylece kalıp, mutluluktan ölebilirsin sen de. içinde, havai fişeklerin gecenin karanlığında bıraktığı izler gibi küçük mutluluklar belirir. onların neye dair olduğunu bilmezsin, çalan şarkıya kulak verip yürümeye devam edersin.
-trene binip mutlu olalım o zaman.
-peki olalım. hatta şarkının hakkını vermek için şarkıdaki gibi yaşayalım. bir keresinde...
-trene binip mutlu olalım o zaman.
-peki olalım. hatta şarkının hakkını vermek için şarkıdaki gibi yaşayalım. bir keresinde...
1 yorum:
hele o arkaplandaki sesler.
Yorum Gönder