31 Ekim 2008 Cuma

sanırım aklımdan bir şeyler geçiyor


orhan pamuk'un kara kitap romanı hiç bitmesin istiyorum. özellikle de uzatarak okuyorum. çok uzun bir zamandır hiçbir romandan bu denli zevk almamıştım.

olasılıklar yüzünden bazen kafayı yiyecek duruma geliyorum. günlük hayatta ne çok şeyin olma olasılığı var değil mi? olmaması da bir garip. yani olabilecekken. mesela otobüste yanına oturan insan belki acayip iyi anlaşabileceğin birisidir. belki çok seveceğin biri bile olabilir.
ama tanımıyorsun ki.

günde en az bir paket selpak bitiriyorum. iki olduğu da oluyor ki bu beni hiç şaşırtmıyor. hayır, müsriflikten değil. bazen takıntı boyutuna kaçan hijyeniklikten.

otobüste kitap okuyan birini görürsem ne okuduğunu görebilmek için yanıp tutuşuyorum. muhakkak öğrenmeliyim. halbuki bana ne?

hayatımda neredeyse ilk defa saçlarımı açık bırakıyorum.
rahat olduğunu söyleyebilirim.

bundan sonra cumalarım sinema günü. keşke daha çok param olsaydı.
sinemaya yalnız gitmek forever.

bazen nerden geldiğini bilemediğim bir serinlik hissi oluyor. sanki yüzüme doğru rüzgar esiyor.

keşke deniz kenarında çay içebilseydim.

almancanın güzel olabileceğini ikinci defa wolfsheim ile düşündüm. (alman edebiyatının ardından, özellikle herman hesse ve thomas bernhard'an sonra ikinci defa)

sürekli süren bir illüzyon istiyorum. rüya görmek istiyorum. bu arada rüya isminin bir roman kahramanına konabilecek en güzel isimlerden biri olduğu kanaatindeyim. orhan bey sizi tebrik ederim seçiminizden ötürü.

otobüste ayakta gitmek istemiyorum artık. sabah ayrı bir kalabalık, akşam ayrı.
yoruldum.

cuma günlerini yıllardan sonra tekrar seviyorum. ama cumartesi olan fizik sınavından pek hazzettiğim söylenemez.

ben kukuletali, başkentten bildiriyorum.

söz sende birand.

Hiç yorum yok: