3 Ekim 2009 Cumartesi

iadeli taahhütlü

Sevgili Cancağızım,

Sen çok iyi bir kızsın, biliyor musun? Bence biliyorsundur. Burayı ise iyi ki okumuyorsun, bilmiyorsun. Yoksa utanırdım bak. Senin hakkındaki düşüncelerimi sana açık açık anlatmadım ama her şeyin söze dökülmesine gerek yok zaten değil mi? Bence sen, benim senin ne kadar iyi bir kız olduğunu düşündüğümü biliyorsundur. Başkalarına da bana olduğun kadar iyi misin bilemem. Hangimiz herkese iyiyiz ki? İnsan bazı insanlara göre iyidir, bazılarına göre de kötü. Çünkü biri ne tam manasıyla iyidir, ne de tam manasıyla kötü. Ama biliyorum ki bana denk gelen senin iyi tarafın. Sana denk gelen de benim iyi tarafım. Yoksa nasıl dost olalım değil mi?

Bugün bir şey oldu, aklıma sen geldin. Bugün birinin birine “kuzum” diye seslendiğini duydum. Çok güzel, sevgi dolu bir kuzumdu. Hani "umarım iyisindir kuzum?/ Bir sıkıntın varsa bana söyle, hemen koşar gelirim kuzum./ Sen benim için mühim bir kimsesin kuzum./ Bak ben herkese kuzum demem, sana diyorsam sen gerçekten kuzu gibisindir kuzum." gibi bir kuzumdu. Dediğim gibi, hemen aklıma sen geldin. Çünkü sen de bana hep kuzum dersin. Bana kuzum diyen tek kimsesin. Mesela annem, beni sevmek için başka kelimeleri vardır, aramızda kalsın ama her annenin kullandığı kelimelerdir. Olsun ama çok güzeldir, annen der de güzel olmaz mı zaten. Benim de annemi sevmek için kelimelerim vardır, övünmek gibi olmasın yaratıcı olduğunu düşünürüm. Üstelik bir tane değil, iki tane değil, üç tane değil. Ohoooo. Çok tane. Aynı sözlere takılı kalmak istemem, her gün yeni bir şey bulurum. Tamam her gün olmasa da haftada birkaç tane bulduğum olur. Günler zaten gayet monoton, bari kelimelerim monoton olmasın diye düşünürüm. Nasıl, iyi ediyor muyum? Arkadaşım olarak "evet iyi ediyorsun, çok haklısın, aslansın, kaplansın" demeni bekliyorum. Ama bir dakika, aslansın olmadı, sen kuzum dersin. Üstelik tee ne zamandan beri. Tanışıp da kaynaştığımızdan beri. Seninle ilk tanıştığımızda boyun benden uzundu. Senin boyun hep uzundu. Sen annenden uzun olarak mı doğdun? Acaba çok mu süt içmiştin eskiden, bunu merak ettim. Bir de ne öğreneyim? Meğersem sen süt ve süt ürünlerini ağzına koymuyormuşsun. Olur mu öyle şey hiç? Annem bana süt iç ki boyun uzasın demişti, içtim de ne oldu? Peki sen içmeden nasıl bu kadar olmuşsun? Hadi süt içmiyorsun, insan peynir de mi yemez? Hem peynir sevilmez mi? Napalım artık, boyum uzun değil belki ama ilerde kemik erimem olmayacak inşallah diye avutayım ben de kendimi senin yanında. Uzun olmana rağmen hala birazcık daha uzun olsaydım demene çok sinirlenirim. Ama arkadaşımsın, hoş görürüm. Hem iyi arkadaşlar birbirini hoş görmeli değil mi? Yani her anlamda. Misal, bir hata yaptığında seni hoş görebilirim; aynı şekilde güzel giyindiğinde, süslenip püslendiğinde de seni hoş görebilirim. Gerçi süslenip püslenmesen seni yine hoş görürüm. Sen arkadaşım değil misin, ben seni her halinle severim.

Sevgili cancağızım, hemen sesini duymak istedim. Bütün gün kafamın içinde kuzum lafın yankılandı durdu. Sen kuzum deyince çok hoşuma gidiyor. Bu lafa seni kodladım. Bu laf benim sözlüğümde senin isminin yanında duruyor. Şimdi böyle sana sarılırken ayak uçlarımda yükselmem gerekiyor ya, hani senin yanında ufak kalıyorum ya, o yüzden kuzum diyorsun değil mi? Çünkü başka kızlara böyle dediğini duymadım. Eğer diyorsan kıskanmam bak. Tabii demesen daha iyi olur. İsterim ki senin sözlüğünde de bu lafın yanında benim ismim yazıyor olsun. Gerçi senin bu ay bir yeğenin doğdu. O daha bebek. Kuzum lafını ona da kullanabilirsin. Yani kullanıyorsundur muhtemelen. Kullan tabii. Ama çok kişiye kullanma. Sen kuzum deyince, attığın mesaja 'başladı mı okulun kuzum?' yazınca içime bir sıcaklık yayılıyor ki sorma. Sanki kuzum kelimesindeki u’lar birer gülen surat oluyor. U'ları "ü" yapıp, onları gözleri olan birer u’ya çeviresim geliyor. Zaten noktalı harfleri çok seviyorum. Ama sana bundan bahsettiğimi hatırlamıyorum. Hem senin isminde de nokta var. Bir sürü insanda noktalı harf var, peki bende niye yok. Bence olmalıydı. Böylece kulağa daha yumuşak gelebilirdi. Ben noktalı harfleri severim, sen de pembe rengini. Acaba beni de mi bu yüzden seversin diye düşünmedim değil. Ben sevmem pembe rengini, senin sevmene de anlam veremem. Kızım sen büyümedin mi hiç, çocuk musun?! Ama olsun, demek ki sen pembeyi o kadar çok seviyorsun ki en sonunda evren sana pembe bir arkadaş yollamış. Yoksa secret neyim mi yaptın? Benim de istediğim birtakım şeyler var, secret yapsam tutar mı?

Anlatmak istediklerim bu kadardı. Biraz laubali oldu ama kusura bakma artık. Son bir şey daha eklemek isterim. Okuyamayacağın bu mektubun sonunda demek isterim ki insanın özlediğinde, özlediğini söyleyecebileceği birilerinin olması güzel bir şey. "Seni rüyamda gördüm" diye aramanın ne demek olduğunu ben anladım. Tabii herkesi aramayacaksın öyle. Çünkü herkesi çok özlemiyorsun o derece. İnsanın bu hissin ne menem bir şey olduğunu bilmesi mi daha güzel, yoksa bilmemesi mi emin değilim. Hem zaten hayatımız boyunca kaç kişiyi tam manasıyla özlüyoruz ki? 4-5? 3-4? 2-3? Ben de kendi adıma mutluyum ki zaman geçtikçe sevdiğim insanlara sevgimi de özlemimi de utanmadan sıkılmadan ifade etmeye başladım. Artık becerebiliyorum, yüzüm kızarmıyor. Zaten kaç kişi oluyor ki hayatında böyle, onda da cimrilik etmemek lazım.

sana alfabeden güzel harfler seçen arkadaşın,
ben.

Hiç yorum yok: